On soruda SOKOLLU MEHMET PAŞA

Sokollu Mehmed Paşa

Sokullu, 16. Yüzyıl'ın bu kudretli sadrazamı dünyayı avuçlarında tutan adamdı. İmparatorluğun en haşmetli dönemine damgasını vurdu. Adı, kendi dönemindeki padişahları gölgeledi. Bazı tarihçiler onun büyük bir devlet adamı olduğunu vurgularken, bazıları da abartıldığını, aslında onun 'bir hain' olduğunu iddia etti.

Erhan Afyoncu / Popüler Tarih Aralık 2001  Sayı 15 sf.16-21

1.  Sokollu hangi kökene dayanır?

2.  Yükselişi nasıl başladı?

3.  Kanuni'nin ölümünü nasıl gizledi?

4.  İnebahtı Bozgunu'nun altından nasıl kalktı?

5.  Lehistan krallarının seçilmesindeki rolü nedir?

6.  Sokollu Osmanlı'ya ihanet etti mi?

7.  Sırp Kilisesi'ni nasıl yeniden canlandırdı?

8.  III. Murad ile Sokollu'nun arası neden açıldı?

9.  Sokollu nasıl öldürüldü?

10. Sokollu'nun Osmanlı tarihindeki yeri nedir?

Yazının tamamını, resimleri ile word olarak

http://groups.google.com.tr/group/merakediyorum/files?hl=tr

 “Bu gruba katılın”ı tıklayın. Grubun "Dosyalar" bölümünden indirebilirsiniz.

Üyelik onayı ve şartı yoktur. Herkes üye olabilir.
merakediyorum@googlegroups.com

"Üye olmak istiyorum" başlığı ile boş bir mesaj ya da istek ve önerilerinizi gönderebilirsiniz.

===========================================
B İ L G İ L E N M  E K   H E R K E S İ N   H A K K I D I R
http://groups.google.com/group/merakediyorum
E-posta : merakediyorum@googlegroups.com
===========================================



Sokollu Mehmed Paşa, 16. Yüzyıl'ın ilk yıllarında Bos­na'nın Vişegrad kazasında, Rudo nahiyesinin Sokoloviç (Şahinoğlu) köyünde, köyle aynı adı taşıyan bir ailede doğdu. Ge­niş ve soylu bir ailenin çocuğu olan Bayo (Bayiça) bir müddet çobanlık yaptıktan sonra Mileşeva Manastırı'nda rahip olan dayısının yanına gitti.Devşirme toplamakla görevli olan Osmanlı memurları, soylu ailelerin çocuklarını toplamaya özen gösterirlerdi. Kanuni'nin cülusundan sonra Bosna'dan devşirme toplamakla görevli yayabaşı Yeşilce Mehmed Bey, So­koloviç köyüne geldiğinde, o sı­rada 15–16 yaşlarında olan Bayo'yu beğenerek devşirme kay­detti. Ailesi onu vermek istemi­yordu; ancak Mehmed Bey bu gencin istikbalinin çok parlak olduğunu söyleyerek onları ikna etti.Kanuni Edirne'deyken Bos­na ve çevresindeki tanınmış ailelerden toplanan 40 çocuk buraya getirilmişti. Pa­dişah bunların arasında küçük Sokoloviç'i gördü ve Edirne sa­rayında eğitimine başlanmasını istedi.'Mehmed' adını alan bu ço­cuk Edirne Sarayı'nda yetiştirildikten sonra,



'Küçük Oda' hiz­metiyle Enderun'a alındı. Bura­daki ve daha sonra sarayın diğer bölümlerindeki hizmetleri, padi­şahtan takdir gördü. Küçük Oda'dan Hazine'ye, oradan da Has Oda'ya geçti. Daha sonra rikabdar, çuhadar ve silahtar, çasnigirbaşı ve kapıcılar kethü­dası oldu.Barbaros'un ölümü üzerine, 1546 yılında kaptan-ı deryalığa yükselen Sokollu Mehmed'in, artık saray dışı memuriyet haya­tı başlar.1550'de Rumeli Beylerbeyi olur; Iran Seferi'ndeki hizmetleri nedeniyle 1554 yılında vezirliğe yükselir. Şehzade Selim ile Bayezid'ın mücadelesinde, padişahın emriyle Selim'e yardım eder ve ikisi arasındaki savaşta, önemli rol oynar.1561'de Şehzade Selim'in kı­zı İsmihan Sultan ile evlenmesi, onun yıldızını parlatan önemli bir olaydır. 1564'te ikinci vezir iken Semiz Ali Paşa'nın ölümü üzerine veziriazamlığa yükselir.Sokollu Mehmed Paşa ani­den yükselmemiş, 16. Yüzyıl Os­manlı hiyerarşisindeki düzene uygun olarak, sırayla birçok me­muriyette bulunduktan sonra veziriazam olmuştur.Kanuni son seferine çıkarken veziriazam Sokollu Mehmed Paşa yanınday­dı. Padişahın rahatsızlığı nede­niyle yaklaşık bir ay Sigetvar ku­şatmasıyla Sokollu meşgul oldu, birçok gecesini siperde geçirdi. Hatta bir defasında, sır kâtibi Feridun Ahmed Bey tarafından hayatı son anda kurtarıldı.Kanuni'nin fetihten bir gün önceki vefatı her şeyi alt üst etti. Ancak veziriazam paniğe kapıl­madan,



soğukkanlılıkla padişahın ölümünü gizledi ve son saat­lerini yaşayan kalenin fethini sağladı. Fetih gerçekleşince fe­tihnameyi ve bir mektubu, Kü­tahya'da bulunan Şehzade Selim'e gönderdi.Şehzade Selim'e yazdığı mek­tupta, Kütahya'dan ayrılmasının dedikodulara yol açmaması için, 'Padişahın kışı Budin'de geçire­ceği, onu da oraya çağırdığı' ha­berini yaymasını tavsiye etti. Pa­dişahın ölümünü saklayan So­kollu, fetihten 8 gün sonra Bü­yük Divan'ı, padişah hayattaymış gibi topladı ve gönderilecek fetihnameleri yazdırttı. Padişah adına fermanlar çıkarttı.Şehzade Selim gelinceye ka­dar, üç hafta bu sırrı sakladı. Bu olaylar, Sokollu'nun devlet ida­resindeki hakimiyetini gösterir.Sokollu, Kıbrıs Seferi'ni, bir Haçlı tehlikesini Osmanlı’nın üzerine çekebileceği için istemiyordu. Nitekim onun tahmini doğru çıktı,   Kıbrıs'ın fethini engelleyemeyen Haçlı do­nanması,  İnebahtı’da Osmanlı donanmasının hemen tamamını yok etti.İtalya'da kutlamalar sürer­ken veziriazam yaralarını sar­mak için süratle harekete geçti. İlk olarak bu mağlubiyet sırasında tek direnen Uluç Ali Paşa, kaptan-ı deryalığa getirdi ve da­ğılmış donanmayı toplamakla görevlendirdi. Ali Paşa, İstan­bul'a geldiğinde onun lakabını 'Kılıç'a çevirdi.Osmanlı kıyılarının muhafa­zası için süratle yeni bir donan­manın inşa edilmesi gerekliydi. İstanbul'dan Alanya'ya kadar, bütün Osmanlı tersaneleri yeni gemiler inşa etmek için hummalı bir faaliyete girişti.Kılıç Ali Paşa bahara kadar hazırlanması istenen 200 gemi­nin inşası için yoğun bir gayret içine girdi. Ancak yapılacak işin büyüklüğü gözünü korkutuyor­du. Bu yüzden Sokollu Mehmed Paşa'ya, "Gemilerin teknesinin yapılması mümkündür, lakin ge­mi lengerlerini, yelkenleri ve sair levazımatın tekmilinin gerçek­leşmesi zordur" demesi üzerine, veziriazam, tarihe geçmiş şu meşhur sözleri söyler:"Paşa Osmanlı devletinin kuvvet ve kudreti ol mertebede­dir ki, donanma lengerleri gü­müşten, resenleri (ipleri) ibrişim­den, yelkenleri atlastan temin et­mek ferman olunsa müyesser­dir."Venedik, Osmanlı devletinin niyetini anlamak ve uygun bir barış için İstanbul'daki elçisini görevlendirdiğinde, Elçi Barbaro, Sokollu ile yaptığı görüşme­de de şu yanıtı alacaktır: "Siz­den bir krallık yer almakla, bir kolunuzu kesmiş olduk. Siz ise donanmamızı mağlup etmekle sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilmiş bir kol yerine gelmez, ama tıraş edilmiş sakal evvelkinden daha gür çıkar."Gerçekten de o kış, büyük gayretlerle 200'den fazla gemi inşa edilir ve Haziran ayında, bu donanma Akdeniz'e açılır.Bu olayın ardından müttefik­ler bir daha toparlanamazlar ve Venedik 1573 yılında, Kıbrıs'ın fethini kabul edip 300 bin flori tazminat ödeyerek Osmanlı ile antlaşma yapar.Lehistan kralı II. Sigismund'un 1572'de varissiz ölümüyle Polonya tahtı için çekişme başlar. Rusla­rın buraya asker sevki üzerine de Osmanlı harekete geçer... Kla­sik Osmanlı siyaseti­ne göre, Lehistan, Avusturya ve Rusya'ya karşı tampon olarak görülüyordu. Lehis­tan tahtına ge­çecek Osmanlı aleyhtarı birisi Ef­lak, Boğdan ve Erdel'i tehdit edebilirdi. Osmanlı­lar Leh beylerinden birisinin seçilmesini istiyorlardı. Ancak Fransa'nın da olaya müdahil ol­ması ve Henry de Valois'yı aday göstermesi üzerine, Sokollu Mehmed Paşa onu destekledi.Sokollu'nun Leh beylerine ve piskoposlarına tavsiyesiyle Henry de Valois, Lehistan kralı seçildi. Böylelikle Leh tahtına Osmanlı taraftarı siyaset izleye­cek birisi seçilmişti.Henry de Valois'nın Fransa



tahtına geçmesi üzerine, Lehis­tan yine başsız kaldı. Bunun üze­rine Sokollu tekrar buraya Os­manlı taraftan birisini seçtirmek için harekete geçti. Avusturya ve Rusya hükümdarlarının kendile­rini Leh kralı seçtirmesi istenmi­yordu. Bir kısım Leh soyluları Osmanlı'nın tavsiye edeceği biri­sini kral seçeceklerini belirttiler. Bunun üzerine Sokollu, Erdel kralını veya İsveç kralını seçme­lerini tavsiye etti ve Avusturya İle Rusya'nın aleyhinde faaliyete geçti. Bir süre, hangisinin Leh kralı olacağını düşünen Sokollu, sonunda Erdel voyvodası Bathory'de karar kıldı ve onu seçtir­di. Böylelikle Osmanlı, Lehis­tan'ın hamisi oldu.Mustafa Müftüoğlu gibi bazı yazarlar,   Sokollu'nun Osmanlı İmparatorluğu ve Türk dünyasının kaderini değiştirecek Don-Volga Kanalı projesinin gerçekleşmesi­ne engel olarak ihanet ettiği kanaatindedirler.Çok önemli olan bu projeye Sokollu'nun yeterli ilgiyi göster­mediği ve bu işin altından kalkamayacak kabiliyette birisi olan Kasım Paşa'yı görevlendirdiği için kanalın açılamadığı düşüncesindedirler.Sokollu'nun bu projeyi bi­linçli olarak engellediğini iddia etmektedirler. Bu projenin hazırlandığı tarihten daha sonraki yıl­larda eserlerini kaleme alan Peçuylu İbrahim Efendi ve Kâtip Çelebi'nin yazdıklarını yorumla­yarak bu neticeye varmaktadır­lar. Ancak devrin kaynakları incelendiğinde, Don-Volga Kanalı projesinin Sokollu'nun fikri ol­duğu anlaşılmaktadır...Kışın yaklaşması üzerine Kasım Paşa çekilir. Onun çabucak bu bölgeden ayrılması, komutası altındaki askerlerin müthiş so­ğuk ve kar fırtınalarıyla yok ol­masını önler. Ayrıca proje ilk gi­rişimde istenilen sonucu vermese de, ertesi yıl devam edilmesi dü­şünülür. Fakat Sokollu'nun ra­kipleri, başta Lala Mustafa Paşa olmak üzere, onun muhalefetine rağmen Kıbrıs'a sefer düzenle­tince imparatorluğun bütün dik­kat ve enerjisi Akdeniz'e çevrilir. Bu gelişmeler ve o bölgede depo­lanan mühimmatın infilak etme­si, Don-Volga Kanalı projesini tekrar yürürlüğe sokmayı engel­ler.Bazı tarih kitaplarında, ka­nalın üçte birinin kazıldığı yazı­lıdır. Bu yüzden projenin tamamlanmasına yaklaşıldığı ve kolay bir iş olduğu zannedilir. Ancak Akdes Nimet Kurat'ın yaptığı araştırma, bu kanalı kaz­maya teşebbüs edildiyse de, bu işin olamayacağı görülünce, bundan vazgeçilerek gemilerin karadan çekilerek götürülmeye çalışıldığını ortaya çıkarmıştır. Ruslar bu bölgede bir kanalı an­cak 1952'de yapabilmişlerdir.Bu sefer, Osmanlı askerleri­nin hiç alışık olmadıkları ve ta­nımadıkları şartlar altındaki bir bölgeye yapılmıştır. Bu yüzden bir defa denendikten sonra bir defa daha tekrarlanmamıştır.Sırp Patrikhanesi, 1219'da İstanbul'daki Rum Patrikhanesi'nden ayrılarak ba­ğımsız olmuştu. Fatih Sultan Mehmed 1459'da Sırbistan'ın fethini tamamlayınca Sırp Patrikhanesi'ni kapattı ve kiliseleriyle cemaatini, Ohri'deki Bul­gar Kilisesi'ne bağladı. Bu du­rum 1557'ye kadar devam etti. Bu tarihte Sokollu Mehmet Paşa,



Sırp Kilisesi'ni İpek'te tekrar açtırdı ve başına da kardeşi Makarije'yi patrik tayin etti.Sırp Patrikliği'nin bu bağım­sız dönemi 1766'ya kadar de­vam etmiştir. Sırp Patrikliği'nin müstakil olması, Sırpların Helen kültürü altında ezilmesini önle­miştir.II.Selim zamanında Sokollu'nun aleyhine çalışanlar olduysa da, padişah onun hizmet ve faaliyetleri saye­sinde  rahat  ettiğini   belirterek, bunlara aldırış etmedi. III. Murad da tahta ilk geçtiğinde, yaşlı veziriazama iltifat etti, hatta ilk görüşmelerinde onun elini öp­meye dahi kalktı. Ancak III. Murad'ın cülusunda da Sokollu'nun makamını muhafaza et­mesi, aleyhine faaliyetlerin art­masına neden oldu.Sokollu Mehmed Paşa'nın düşmanlarının başında, Şemsi Ahmed Paşa, Lala Mustafa Paşa, Defterdar Üveys, Şeyh Şüca, pa­dişahın hocası Saadeddin Efen­di, Harem-i Hümayun Kethüda­sı Canfeda Kadın ve musahibelerden (danışman) Raziye Hatun geliyordu.Bunların padişaha yaptıkları telkinler sonucunda, Sokollu'nun eski otoritesi yavaş yavaş azalmaya başlar. Düşmanları ona rağmen İran'a savaş açtırır­lar. Padişahı etkileyenler, veziri­azamı devre dışı bırakarak hatt-ı hümayunla (padişahın kendi el yazısı ile verdiği emirler) işlerini yaptırırlar... III. Murad dönemi­ne kadar padişahlar nadiren ya­zılı emirler verirken, bu dönem­de veziriazam devre dışı bırakı­larak işlerin yürütülmesi için, bu usul yaratılır. Ayrıca ona yakın kişilerin bir bölümü sağa sola sürülür, bir bölümü de sudan bahanelerle öldürülür. Amcaoğlu, Budin Beylerbeyi Üveys Paşa, Budin sarayına ve baruthanesine yıldırım isabet etti diye suçlana­rak idam edilir.Sokollu, tüm bu aşağılama­lara rağmen işine devam eder; is­tifa etse, öldürülecektir. Düş­manları onun öldürülmesini iste­seler de, III. Murad onun kanına girmek istemez. Yaşlı veziriazam çektiği bütün çileye rağmen va­karını muhafaza eder.12 Ekim 1579 Pazartesi günü, Veziriazam konağındaki ikindi Divanı'na gelen bir derviş, arzuhal verecekmiş gibi yapıp koynun­dan bir hançer çıkararak Sokullu'nun kalbine saplar. Ağır yaralanan yaşlı veziriazam, fazla ya­şamaz; kısa bir süre sonra vefat eder



.Sokollu'yu öldüren kişi, timarının azaltılmasından şikâyet­çi olan bir Boşnak'tır. Ancak ba­zı tetkiklere göre, bu suikast Hamzavilerle alakalıdır. Bu tari­katın şeyhi olan Hamza Bali, yıl­lar önce İstanbul'da idam edil­miştir. Bu kişinin, şeyhinin inti­kamını almak için Sokullu'yu öl­dürdüğü iddia edilmektedir.Ayrıca veziriazamdan kurtulmak isteyen padişah III. Murad'ın da bu işin arkasında olma ihtimali bulunmaktadır.Sokollu'nun soyu iki koldan devam ederek zamanımıza ka­dar uzanır. Bu kollardan biri, ilk eşinden olan Hasan Paşa'dan ge­lir. Diğeriyse II. Selim'in kızı İsmihan Sultan'dan olan oğlu İb­rahim Paşa'dan devam eden kol­dur. Bu ikinci kol 'İbrahimhanzadeler' diye anılmış ve Osmanlı Hanedanı'na alternatif arandığı dönemlerde gündeme gelmiştir.Sokollu son derece ileri gö­rüşlü bir veziriazamdı. Don -Volga ve Süveyş kanalları girişimleri, onun bu yönünü en iyi gösteren örneklerdir. 1578 yılında İran'a sefer açılmak is­tendiğinde, karşı çıkarak; bazı başarılar elde edilse bile, kalıcı sonuç alınamayacağını belirtme­si de ileri görüşlülüğünün bir ör­neğidir. Nitekim Safevilerle ara­lıklı olarak, yaklaşık 50 yıl sava­şılmış, ancak bütün kayıplara rağmen bir sonuç alınamamıştır.Sokollu, Kıbrıs Seferi'ne iti­raz ederken de bir Haçlı tehlike­siyle karşı karşıya kalınacağını belirtmiştir. İnebahtı Savaşı onun bu görüşünü haklı çıkar­mıştır.Lehistan'a karşı izlediği siyasetin önemi, II. Viyana Bozgunu'ndaki Leh faktörü dikkate alındığında, daha iyi anlaşılır. Sumatra'da Portekiz tehlikesi al­tında bulunan Müslüman Açe hükümdarlığı Osmanlı'dan yar­dım isteyince, İskenderiye Kap­tanı Kurtoğlu Hızır Reis'i bir fi­loyla oraya göndermiştir. Afrika'daki İspanyol ve Portekiz tehdidini sona erdirmiş, Tunus Osmanlı topraklarına katılırken, Fas himaye altına alınmıştır.Son derece hayırsever olan Sokollu Mehmed Paşa, İmpara­torluk topraklarının birçok ye­rinde hayır eserleri yaptırmıştır. Kadırga'daki külliyesi, Azapkapı, Lüleburgaz, Beçkerek (Erdel'de) camileri, Saraybosna'da ki kervansarayı, Vişegrad ve Beçkerek'deki köprüleri, bunla­rın belli başlılarıdır.Sokollu, İmparatorluk çıkar­ları neyi gerektiriyorsa ona göre davranmış, gerektiğinde barışı, gerektiğinde savaşı seçmiştir. Üç padişah döneminde yaklaşık 14 yıl büyük bir kudretle veziriazamlık yapması ve izlediği si­yaset sayesinde, Osmanlı İmparatorluğu'na kudretinin zirve günlerini yaşatması nedeniyle, bazı tarihçiler 'yükseliş devri'ni onun ölüm tarihi olan 1579'da bitirirler.


 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !